Olmayan Ülke

Menu

Suicide Squad’ın Gözde Çılgınları Joker ve Harley Quinn

The Joker

Bilindiği üzere Joker, Batman’in en büyük düşmanı olarak görülür. Joker karakteri, Bill Finger, Bob Kane ve Jerry Robinson tarafından yaratılmıştır ve ilk kez 25 Nisan 1945 yılında Batman adlı çizgi romanda görülmüştür. Aslında göründüğü ilk sayıda öldürülmesi planlanıyordu ama editörlerin müdahalesi ile bundan vazgeçildi. Sanırım karakterin ne kadar sevileceği o anda anlaşılmış. Malum Jokersiz Batman düşünülemez! Joker severler ve Batman severler Christopher Nolan’nın The Dark Knight filmi sayesinde neredeyse eşitlenmiş bile diyebiliriz.  Jokerin bu kadar sevilmesinde The Dark Knight filminde Joker’i oynayan (ve ne yazık ki aramızdan ayrılan) oyuncu Heath Ledger’in etkisi büyüktür.

Joker genel olarak suç dehası, psikopat, sadist olarak bilinir ve çarpık bir mizah anlayışı vardır. 1950’li yıllarda yürürlüğe giren Comics Code Authority yüzünden (2011 yılında yürürlüğünü tamamen yitirmiş, çizgi romanlar için sansür kuralları) Joker yumuşatılmış, daha şapşal bir hal almıştır.  Joker eski haline ancak 1970’li yılların başında dönmüştür. Joker, Batman hikayelerine yön veren anahtar bir karakterdir.Mesela ikinci Robin, Jason Todd’ün ölümü, Barbara Gordon’un felç olması gibi.

Joker’in birden fazla çıkış hikayesi vardır. En bilineni ve kabul edileni kimyasal atıkla dolu bir tankere düştükten sonra cildinin beyazlaması, saçlarının yeşil bir renk alması, dudaklarının kırmızıya bürünmesidir. Yaşadığı bu bozulmalar akıl sağlığını yitirmesine neden olmuştur.

Joker, Batman’in tam zıddı olarak mükemmel bir düşman olarak tanımlanmaktadır. Joker’in herhangi bir süper gücü yoktur. Bunun yerine dahiliğini ve kimya mühendisliği alanındaki bilgilerini kullanmaktadır. Ölümcül veya zehirleyici karışımlar yapar, silahlar geliştirir (asit fışkırtan çiçek gibi ki bu süper bir şeydi bence). Joker zaman zaman Penguen veya Two-Face, ya da Injustice Gang veya Injustice Ligi gibi gruplarda yer alsa da bu bir araya gelmeler genelde Joker’in dizginsiz kaos tutkusu yüzünden bozulmuştur. 1990’lı yıllarda Harley Quinn partneri ve aşığı olmuştur. Joker’in en büyük takıntısı Batman ile uğraşmak olsa da Superman veya Wonder Woman gibi kahramanlarla da çatışmıştır.

Joker popüler kültürdeki en ikonik karakterlerden birisidir. Sadece çizgi roman ve çizgi filmlerde değil, oyunlarda, giyim kuşamda ve eğlence parklarına kadar pek çok ortamda Batman’in karşısına çıkmıştır. Cesar Romero, Jack Nicholson, Heath Ledger ve Jared Leto Joker’a hayat vermiş, Troy Baker ve Mark Hamill (Luke Skywalker) sesini vermiştir. Joker’in görünüşünün temeli 1940’lı yıllardaki iskambil kağıdı üzerine bulunan Joker kartına ve The Man Who Laughs (1928 yapımı ) filmdeki Gwynplaine karakteri Joker’a ilham vermiştir.

   

Robinson , 1975 yılında yapılan bir röportajda Joker’i sıradan bir gangster ve suç lordu olmaktan ziyade, Batman’in akıl sağlığını sınayan, onu test eden birisi olarak tanımlamıştır. Joker’in isminin, yayınlanan köken hikayelerine göre “Jack” olduğu kabul edilmektedir. Bu arada, “Jack” ismine sahip karakterlerin genelde çılgın bir doğaya sahip olması da dikkatimi çekiyor. (Jack Sparrow , Jack Dawson, Jack Torrance, Fight Club Jack şuan sadece aklıma gelen birkaçı)

Batman: The Killing Joker , (1988) adlı çizgi romanda 1951 yılında yayınlanan köken hikayesi genişletilmiş ve desteklenmiştir. Bu hikayeye göre Joker bir kimya tesisinde çalışmaktayken, hayali olan komedyenlik için işinden ayrılmış ama başarısız olmuştur. Birkaç suçlu onunla yakınlık kurar ve eskiden çalıştığı kimya tesisine gece girmek istediklerini, ona maddi destek vereceklerini söyler. Jack’in (Joker) finansal durumu kötüdür ve karısı da hamiledir. Jack görevi kabul eder ve kimliğini gizleyerek Red Hood (kırmızı başlık) olarak hırsızlarla tesise girerler ama önü Batman tarafından kesilir. Yanlışlıkla kimyasal atık kazanına düşer ve cildi yukarıda anlattığım görünümü alır. Bunun üstüne de hamile karısı bir kazada yaşamını kaybedince Jack iyice kafayı iyice yer ve Joker karakterine dönüşür.

Yukarıda yazılanlara rağmen Joker bu hikayesini tam olarak kabul etmemekle beraber birkaç seçenekten en tercih edileni olarak görmektedir. Kendi deyimiyle kim olduğundan emin değildir. Batman’in dediğine göre ne zaman ne işine gelirse onu kullanmaktadır.

Joker, kendi durumunu kanıtlamak, “delirmek için bir gün yeter” tezinin geçerliliğini göstermek ve bir adamı psikopata çevirmek için, Komiser Gordon’ın kızı Barbara’ya silahla ateş eder ve felç olmasına neden olur. Komiseri de kaçırıp işkence eder. Gordon, Joker’in beklediğinin aksine delirmez. Batman, Gordon’ı onu kurtararak Joker’i etkisiz hale getirir. Batman, Jokere’e tedavi olmasını ve düşmanlıklarını bitirmesini söyler ama Joker bunu kabul etmez çünkü ona göre mümkün değildir. Çizgi romanın sonunda Joker, Batman’a bir fıkra anlatır ve Batman’den beklenmeyecek şekilde karşılıklı kahkaha atarlar.

Joker, akıl sağlığı yerinde olmayan bir karakter olarak tanımlansa da herhangi bir teşhis konulmamıştır. Bir psikopat gibi empati kurmaktan veya yanlışı doğrudan ayırt etmekten yoksundur. Ama bulunduğu her ortama adapte olabilmekte, kendisine yeni bir kişilik (işine gelen) yaratabilmektedir. Böylece kimi zaman neden yaramaz bir palyaço iken kimi zaman psikopat bir katil olduğu sorusuna açıklama getirilmiştir. Kimi yorumlara göre Joker’in akıl sağlığı tamamen yerinde ve ne yaptığını tam olarak bilmektedir. Sadece böyle davranmaktadır. Kesin olarak bilinen ise Joker’in ölüm konusuna cinsellikten bile daha fazla önem verdiğidir. Harley Quinn’e karşı olan sevgisini ise mantıksal çıkarımların dışında göstermektedir. Onu yanından ayırmak istemese bile yeri geldiğinde onu camdan atarak yaşayıp yaşayamayacağını merak edebilir.

Death of the Family çizgi romanına göre Joker, Batman’i çok sevmektedir. (romantik anlamda değil) Çünkü Batman’in onu öldürmeme sebebi Batman’i daha iyi bir insan yapmasıdır. Bu yüzden Batman de onu seviyordur. Batman yazarlarından Peter Tomasi’nin dediğine göre Joker’in ana amacı Batman’e elinden gelenin en iyisini yaptırmaktır.

Batman ve Joker zıt kutuplardır. Batman koyu giyinir, Joker renkli. Batman düzen ve disiplindir Joker kaoscu. Joker’in maskenin altındaki kişi hakkında en ufak bir bilgisi yoktur. Ona göre Batman, Batman’dir. Joker’in eline birçok kez Batman’in maskesinin altına bakma fırsatı geçmiştir ama o bunu yapmamıştır ve aynı şekilde Batman’i öldürmeyi düşünmemeştir. En ünlü laflarından birisi “Deli olduğum için senden nefret ediyor değilim. Senden nefret ettiğim için deliyim”dir ve Batman ölene kadar başka insanları öldürmekten vazgeçmeyecektir. Joker hiçbir şeyden korkmamaktadır. Bunun kanıtı da Scarecrow’un (Korkuluk) korku toksinlerine (maruz kalınca karşısındaki adam korkmaya başlıyor, en büyük korkuları gün yüzüne çıkıyor vs.) herhangi bir tepki vermemesidir.

Joker’in en uzun süreli partneri, daha doğru yardımcısı Harley Quinn’dir. Penguen, Riddler, Two-Face ile birkaç kez işbirliğine girdiyse de onlarla sadece işi bitene kadar takılmıştır. Batman dışında Joker’in en büyük rakibi Superman’in en büyük kötüsü Lex Luthor’dır. Joker, Batman dışında Superman ile de dalaşmıştır. Injustice hikayesinde Joker, Metropolis’e gitmiş, Louis Lane’i kaçırmış, nükleer ile metropolisi yok etmiş ve etkisi altındaki Superman’a Louis’i öldürtmüş ve Metropolis’e neden geldin sorusuna “Neden olmasın?” cevabını vermiştir. Bu hikayede Superman, Batman’in hayır demesine rağmen Joker’in kalbini sökmüş ve bir diktatör olmuştur.

1976 yılında çıkan Batman Family çizgi romanında Duela Dent adındaki bir karakter Joker’in kızı olarak tanıtılmıştır ama daha sonradan kızı olmadığı anlaşılmıştır. Joker’in bir kızının olması bence eğlenceli olurdu. Düşünsenize minik dişi bir Joker.

 

Harley Quinn

Animeciler bilir, animede yandere dediğimiz bir karakter türü vardır. Bu karaktere çılgın aşık da diyebiliriz. Sevdiği kişi için her şeyi yapan; hem bir başkasını hem kendisini hiç düşünmeden öldürebilen, gözü dönmüş aşık yani. Bu karakterler genelde normal yandere olarak doğmazlar tabi ki. Aşk onları yandere bir karakter yapar. Yanderelerin, borderline bozukluk ve obsesif kompulsif bozukluk kategorisine de girdiği söyleyebilirim. İşte tam bu noktada Harley Quinn’in de bir yandere karakter olduğunu belirtmeliyim.

Harley Quinn, Paul Dini ve Bruce Timm tarafından yaratılmıştır. İlk olarak Eylül 1992 yılında “Batman the Animated Series” de boy göstermiştir. En büyük özelliği çizgi roman karakteri değil çizgi film karakteri olarak yaratılmasıdır. Bu  da onu diğer kahramanlardan ayırır. Çizgi roman karakteri olarak ilk kez bir sene sonra 1993 yılında DC comics’in The Batman Adventures’da görünür.

Koyu bir New York aksanı ile konuşmaktadır. Kendisi Joker’in partneri ve aşığıdır. Başka bir karakter olan Poison Ivy’nin yakın dostu ve müttefikidir. Ayrıca onun sayesinde toksinlere ve zehirlere karşı bağışıklık kazanmıştır. Köken hikayesine göre Arkham Akıl Hastanesi’nde psikiyatr olarak çalışmaktadır ve burada Joker ile tanışıp onunla takıntı derecede ilgilenmeye başlamıştır. Harley Quinn ismi “harlequin”den (arleken, İtalyan komedyasındaki (commedia dell’Arte) önemli standart karakterlerden biri) gelmektedir.  

IGN’nin Top 100 çizgi roman kötü karakterleri sıralamasında 45.sırada yerini almıştır. 2011 yılında yapılan en seksi top 100 çizgi roman karakteri sıralamasında ise 16.olmuştur. Yaratılış amacı Joker’s Favor adlı bölümde kocaman bir pastadan fırlayarak polislerin dikkatini dağıtmaktı. Joker’in pastadan fırlaması tuhaf bulunmuş (her ne kadar deli olsa da pastadan fırlayan Joker bayağı absürd olurdu) ve ona yardımcı olarak yaratılmıştır.

Dr. Harleen Frances Quinzel adlı çizgi romanda kökeni psikiyatr olarak açıklanmıştır. Bu çizgi roman Eiser ve Harvey Ödüllerinde en iyi tek basım çizgi roman ödülünü almıştır. Dr. Harleen Quinzel olduğu dönemde Arkham Akıl Hastanesinde stajyerlik yapan bir psikiyatr adayıydı. Ayrıca model bir öğrenci, kolejdeki yüksek notlarının yanında kendisinin çok önem verdiği bir jimnastikçiydi. Gotham City Üniversitesinde burslu okumuştur. Joker’i gördüğü an ilgisini çekmiştir ve onula seanslara başlaması için hocalarına üç ay yalvarmak zorunda kalmıştır. Joker onu kendisine aşık etmişi Harley de Joker’in akıl hastanesinden kaçmasına yardımcı olmuştur. Akabinde Joker, Batman tarafından dövülüp yakalandıktan sonra hastaneye geri postalanmıştır. Oldukça kötü durumdaki Joker’i görmesi Harleen’i delirtmiştir. Yetkililer Harleen’den şüphelenmiş ve doktorluk lisansını iptal edilerek hücreye kapatılmıştır. Ama meydana gelen bir deprem sonrasında kaçmış ve Harley Quinn olmuştur. Ne aşk ama!

Daha sonra Harley, Batman çizgi filmi ve çizgi romanları dışında Gotham Girls, DC Animated Universe, Justice League ve Statik Shock gibi serilerde boy göstermiştir. Çizgi filminde karakter o kadar popüler olmuştur ki Batman kadrosuna daimi olarak eklenmiştir. Joker, Batman’i alt etmek için yaptığı bir planda Harley rolünü başarısızlık ile sonuçlandırınca çıkan tartışmada Harley hiç olmazsa Batman’dan kaçabildiğini söylediğinde Joker onu küçümseyerek “benden daha mı iyi bir yalancı/sahtekâr/düzenbazsın” diye sorunca Harley olabilir cevabını verir ve Joker onu kovar. (Tabancalar karışmıştır ve Harley’de olması gereken tabanca sahtedir). Harley de tek başına Gotham Müzesi’ne giderek “harlequin elmasını” çalmaya çalışır. Müze güvenliği Harley’e vız gelir ama müzeden bitki örnekleri çalmaya gelen Poison Ivy alarmları çalıştırınca polis etraflarını sarar. İkisi birlikte çalışarak kaçmayı başarırlar ve Ivy “bu güzel bir arkadaşlığın başlangıcı olabilir” der.

DC’nin 2011 yılında yeniden basım “The New 52” adlı çizgi romanlarında Harley’in kostümü ve görünüşü tamamen değiştirilir. Daha soluk tenli, saç rengi değişmiş (yarısı kırmızı yarısı siyah, eskiden tamamen sarışındı), açık giyinen birisi olmuştur. Soluk teninin sebebi ise Joker tarafından asit kazanına tekmelenmesidir. Joker ile küstükten sonra çılgın bir öldürme dürtüsü ile Joker’in yakalanmasında sorumlu olanlara saldırır. Black Canary tarafından yakalandıktan sonra Amanda Waller tarafından Suicide Squad’a katılmaya zorlanır.

2002 yılında yayınlanan ve tek sezon süren “Birds of Prey” dizisinde live-action olarak boy göstermiştir. (Oynayan Mia Sara). Büyük ilgi gören Batman Arkham Serisi adlı video oyunlarındaki rolüyle büyük beğeni toplamıştır. Ayrıca Injustice: Gods Among Us oyununda da oynanabilen bir karakterdir.

Joker ve Harley’inki çarpık ve kompleks bir ilişkidir. Joker’in onu kullandığı ve manipüle ettiği görülürken ilgi duyduğu da gözlemlenmiştir. Zaman zaman Joker’in amacı uğruna Harley’in hayatını hiçe sayarak tehlikeye attığı da olmuştur ama Harley’in bağlılığı devam etmiştir, hatta Joker’e en uzun süre katlanan kişidir.

Joker, Harley’e karşı olan aşk duygularını keşfedince onu rokete koyarak uçurmuştur. Roket Robinson Park’ına çakılmış ve Poison Ivy tarafından bulunmuştur (bir başka senaryoya göre tabi). Harley kendine geldiğinde Ivy onu öldürmek ister ama bu Harley’in umurunda olmaz. Ivy ise nedenini merak eder. Harley’e hikayesini anlatması için ikna eder ve ona yakınlık hisseder. Onu kendisi gibi bir kenara atılmış olarak görür ve hem Batman’den hem de Joker’den intikam almasına yardım etmek ister. Ivy onu gizli sığınağına götürür ve iyileşmesinde yardımcı olur. Ona bir serum da verir ve zehirlere karşı bağışıklık kazanmasını sağlar. Bu durum Harley’in gücünü ve hızını da arttırır.

     

Harley Quinn yıllar boyunca deli, çılgın aşık, manyak olarak anılmıştır. Kişilik olarak Harley aslında oldukça zekidir. Amanda Waller ona dahi demiş, Kriminal psikoloji üzerine doktora yapmıştır. Sürekli bir şeyleri büyük bir kararlılık ile kovalasa da ne istediğini tam olarak bilememektedir. Psikoloji okumasının sebebi küçüklüğünün kaoslar ile geçmesi ve başkalarının hayatlarına düzen verme isteğidir. Harley Quinn için birçok kişiliği var denilebilir. Harley Quinn kişiliğini sadece Joker için yaratmıştır. Yeri geldiği zaman Joker için yarattığı bu kişiliği rahatlıkla bir kenara atabilmektedir. Rasyonel tarafı Dr. Harleen olsa da Joker olmadan, daha doğrusu talimatları olmadan, ne yapacağını kestirememektedir. Bu yüzden Harley farklı kişiliklerini takıntı edindiği kavramları kullanarak aşmaya çalışmaktadır. Batman nasıl kötülük ile savaşmakta takıntılı ise Harley de hayatına devam etmesini sağlayan kavramlara (bir örneği Joker) takıntılıdır.

Harley’in en büyük sorunu Joker takıntısıdır. Obesif kompulsif  bozukluk olarak tanımlanan bu durumda Joker ne yaparsa yapsın, ona nasıl davranırsa davransın onu mutlu etmenin peşindedir. Joker’in aşkını kazanmak için adam yaralama, hırsızlık ve Batman’i öldürmeye çalışmaktan asla geri kalmaz. Birkaç kez Joker’den ayrı düşse de bu ayrılıklar kısa sürmüş ve kendisini daima Joker’in yanında bulmuştur. Harley’de histriyonik kişilik bozukluğu da (aşırı duygusallık ve dikkat çekmek, çevresi tarafından onay arama ihtiyacının yüksekliği ile kendini belli eden kişilik bozukluğu) görülür. Kılık kıyafeti, sürekli bağırarak konuşması ve konunun bir şekilde sürekli kendisine gelmesi örnek verilebilir. Son olarak Harley antisosyaldir ve insan hayatını pek umursamaz, diğer insanlarla empati kurmaya veya onları anlamaya çalışmaz. Ama bu durum sadece Dr. Harleen’in yarattığı Harley Quinn kişiliği için geçerlidir.

Suicide Squad filmi, Harley Quinn’in sinema perdesine taşıyan ilk film. Ayrıca filmde ön planda olan karakterlerden birisi. Suicide Squad’da Harley rolünü Margot Robbie, Joker rolünü ise Jared Leto canlandırıyor. Filmde Harley Quinn onu ilk tanımamızı sağlayan Batman the Animated Series’deki sevimli halinden uzak son derece seksi ve çekici bir şekilde görünüyor. Öyküde de bir takım değişikler olduğu aşikar. Filmde Arkham Akıl Hastanesine yapılan saldırı sırasında, Dr. Harleen, Joker tarafından yakalanıp bir masaya bağlanarak işkence görüyor. Filmde Dr. Harleen Frances Quinzel’in, Joker’in işkencelerinden sonra delirip Harley Qinn’e dönüşmesi bekleniyor. Daha sonra muhteşem ikilinin birlik olup bir kez daha bitmez tükenmez maceralara atıldıklarını göreceğiz.

paylaşınShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
The following two tabs change content below.

Olca Karasoy

Olca Karasoy 1991 yılında İstanbul'da doğdu. Arel Üniversitesi Gazetecilik bölümünü bitirdi. Çeşitli gazete ve dergilerde muhabirlik yaptı. 2016 yılında Beykent Üniversitesi Sinema TV bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamladı. Tezlerini animeler üzerine hazırladı ve animeler ile ilgili belgesel bir film çekti. Hint, Kore ve Japon kültürü - sineması, macera ve korku oyunları ile ilgilenen yazar, boş zamanlarını yüzerek ve fotoğraf çekerek değerlendirmekte, kimi zaman da tiyatroya gitmektedir. Merlin Media'da Koordinatör olarak görev yapan Olca Karasoy, çeşitli dergi ve sitelerde oyun, anime, sinema makaleleri ve kitap yazmakta, kitap çalışmalarını sürdürmekte ve doktoraya hazırlanmaktadır.

Categories:   Çizgi Roman-Manga, Film Analizi, Sinema Yazıları, Yeniler

Comments