Olmayan Ülke

Menu

Ölmeden Önce İzlenmesi Gereken En Muhteşem Anime: Shingeki no Kyojin – Titana Saldırı

Yazan: Onurhan Erkoç

 

Shingeki-no-Kyojin

2013’ün en başarılı animelerinden olan orjinal ismiyle Shingeki no Kyojin’ i inceleyeceğiz. Bu yazımı bir takipçimizin isteği üzerine ele alıyorum. Aranızda bu seriyi izlemeyen yoktur diye düşünüyorum fakat izlemiş olmanıza rağmen, benim düşüncem, animenin derinlerinde yatan düşüncelerini gün yüzüne çıkartmazsak bu seriye haksızlık etmiş oluruz. Mangadan uyarlama olan yapımın türünü aksiyon, macera, fantastik ve biraz korku olarak sınıflandırabiliriz, fakat temelinde tabii ki dram var. Önce bir konusundan bahsedelim.

Shingeki-no-Kyojin 1

Shingeki no Kyojin veya diğer bilinen adı ile Attack on Titan, olayların başladığı 845 yılının 107 yıl öncesinde yaşananlar ile filizlenme başlıyor. Nereden geldiği, nasıl var oldukları belli olmayan devler insanları katletmeye başlamıştır. Zekâ yoksunu olan bu devler insanlarla beslenerek insanlık neslinin kökünü kazımaktadırlar ve insanlarda çaresizce bu durumu izlemekten başka ellerinden bir şey gelmeyeceğini bilmektedir. Hayatta kalan insanlar devlerden kaçarak devlerin boyundan daha yüksek duvarlar ile çevirili bir alana yerleşirler. 50 metrelik bu duvarların onları koruduğuna öylesine inanırlar ki bu duvarları ilahlaştıranlar bile olmuştur. İç içe üç tabakadan oluşan duvarlara dıştan içe doğru Maria, Rose ve Sina adlarını vermişlerdir. En içte zengin ve devlet yönetiminde olan insanlar, ardından diğer duvarlarda da kademe kademe sınıf ayrımı yapılmaktadır.  100 yıl boyunca bu duvarların içerisinde yaşayan halk dışarıda bulunan Asıl Dünyada ki kutuplar, çöller, şelaleler ve diğer doğa güzelliklerinden bir haberdir. Bu 100 yıl içinde surların içerisinde tek bir dev bile görülmemiştir. Kimi insanlar bu durumdan memnun kimileri ise biraz muzdariptir. Ana karakterimiz Duvar Maria’nın dış çehresine bağlı Shiganshina şehrinde yaşayan Eren Yeager’ da bu durumdan pek hoşnut olmamakla birlikte dışarıyı çıkıp, gerçek Dünyayı keşfeden ve devler hakkında bilgi öğrenmeye çalışan “Keşif Birliğine” katılmak istemektedir. Günün birinde Eren, ailesi ile birlikte yaşayan Mikasa ile çalı çırpı toplarken hiç beklenmedik bir şey olur. Bir şimşek çakar ve ansızın diğer devlerden farklı olarak yaklaşık 60 metre boyunda anormal bir dev ortaya çıkar. Boyutunun yanı sıra görünüşü de diğer devlerden oldukça farklıdır. Bu devin duvarları yıkması ile dışarıdaki devlerin duvarların içerisine girmesi bir olur ve devler için beklenen ziyafet başlar.

Shingeki-no-Kyojin 3

Konusunu anlattığımıza göre anime hakkındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya geçebilirim artık. Bu seri benimim için tam bir baş yapıt. Karakterlerin kişiliklerini, yaşanmışlıklarına bağlı olarak yansıtılması izleyici için oldukça etkileyici. Bir çok anime de bunu görmemiz çok güç olurken Shingeki no Kyojin’ i izlemek için bu gerekçe bile yeterli benim düşüncemde. Aslında bakarsak bir takım eksiklikleri mevcut. Anime de bölümler ilerledikçe bu eksiklikler anlaşılabiliyor. Buda oldukça can sıkıcı oluyor ama bu kadar şahane bir yapıtın bu kusurları bile izleyicinin gözlerini büyülüyor ve bu eksikliğin bilerek yapıldığını düşündürtüyor seyirciye.

Shingeki-no-Kyojin 4

Bir çok duygu yüklü anime mevcut. Bunları saymakla bitiremeyiz ama Shingeki no Kyojin’ i diğer duygu yüklü animeler ile kıyaslamak bile bir hakarettir ki ilk bölümü izlediğiniz zaman belki sizde benim gibi gözünüzden süzülen bir damla yaşı kendinize gelebildiğiniz de fark edebileceksiniz. Dramdan yanı sıra bana kalırsa aslında bu serinin altında çok büyük bir anlatım yatıyor. 100 sene boyunca herhangi bir devin bu şehre saldırmaması ardından bir gün ansızın hiç görülmemiş bir devin ortaya çıkıp duvarı parçalaması bende farklı şeyler çağrıştırıyor. Bu şekilde söyleyince pek normal gelmiyor kulağa ama 100 sene boyunca herhangi bir saldırının olmaması da normal değil. Bu durumda animemizin anlatmak istediği gerçeğe odaklanıyorum kendi fikrimce. Sömürgecilik anlayışı… Amerika, Fransa gibi tarihte sömürgecilik anlayışında aşırı derecede ilerlemiş devletlerin bir milleti son damlasına kadar sömürerek yıkma eşiğine getirmesi ve ardından tekrar gelişmeye bırakmasına şahit olmuşuzdur. Ne zaman sömürge altındaki millet, kendi başına ayaklarının üstünde durabilmeye başlarsa bu sömürge harekatı tekrar gerçekleşir. Shingeki no Kyojin’ deki devler için olayın bu durumdan farklı olmadığını düşünüyorum. Tabi ki bunun yanı sıra olarak bir çok entrika ve ihanete de şahit oluyoruz animemizde.

Shingeki-no-Kyojin 5

Karakter çizimlerini oldukça oturaklı ve hoşnut olunası buluyorum. Fakat karakter çizimlerini söylemekle yetinmeyeceğim. Görsel efektler oldukça üst düzeyde. Neredeyse hiçbir animede göremeyeceğimiz kadar şahane. Animemizde ilkel olarak tasarlanmış ama o dönem için oldukça gelişmiş bir alet olan “3D Manevra” aleti içinde bir şeyler söylemek istiyorum. Bu alet oldukça yaratıcı ve etkileyici bir tasarım. Gerçekte bu şekilde bir alet olsa aynı komplike şekilde çalışması muhtemel. Yani bir anime tasarısından çok ben bunu bir icat olarak görmekteyim. Müzikleri ile de bir parça bilgilendireyim sizleri. Müzikleri animemize tam oturmuş ve efektleri besleyici olmuş. Dramı daha acıklı bir hale getirmeyi ve aksiyonun daha sürükleyici bir hale bürünmesine yardımcı olmuş.

Kısacası izlemediyseniz çok şey kaybedeceğiz, izlediyseniz de hayatınıza çok şey kattığını düşündüğüm bir seridir Shingeki no Kyojin. İnsanlığın asla pes etmemesi gerektiğini anlatan, insanın her şey ile baş edebilecek bir varlık olduğunu ortaya net bir şekilde koyabiliyor. Sonuç olarak karanlıklar üstümüze gelse de tek kurtuluş Shingeki no Kyojin…

Bu yazı ortak çalışma yaptığımız http://japonsinemasi.com  adresinde yayınlanmıştır. 

paylaşınShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Categories:   Anime Analizi, Yeniler

Comments