Olmayan Ülke

Menu

Matrix Filminin Anlam Yönünden İncelenmesi

Film 1999’da iyiden iyiye hayatımıza giren internete de bir göndermedir. Herşeyden önce, Trinity gibi Matrix’i bilen ve ona karşı savaşanlar, Matrix’e telefon hatlarından girip çıkmaktadırlar. İnternet çağında eskiden hayal olan bir çok şeyi yapabilmeye başlamışızdır. Oturduğumuz yerden alışveriş, görüntülü konuşma bir çok kitaba anında erişim gibi. Trinity, internette özgürce dolaşmaya çalışan sanal bir kimliktir. Ajanlar ise onun peşinde olan  anti virüs programları. Tehdit olarak gördükleri herşeyi yok etmeye çalışmaktadırlar. Nitekim Ajan Smith ilerleyen bölümlerde insanı bir virüs gibi gördüğünü belirtir.

Film aynı zamanda bir kapitalist eleştiridir. Filmden bir alıntı yapıp çözümlemesini yapmaya çalışalım. Konuşma, Morpheus ve Neo arasında geçmektedir.

Morpheus: Kadere inanır mısın Neo ?

Neo : Hayır.

Morpheus : Neden ?

Neo : Çünkü hayatımı yönlendiremediğimi düşünmeyi sevmiyorum.

Morpheus : Ne demek istediğini çok iyi biliyorum. Sana burada olma sebebini açıklayayım. Burdasın çünkü birşey biliyorsun. Bildiğin şeyi de açıklayamıyorsun, ama hissediyorsun. Hayatın boyunca hissettin. Bu dünyada yanlış olan birşeyler vardı, ne olduğunu bilmiyordun ama hissediyordun. Beyninin içinde dolaşıp seni deli ediyordu. Seni bana getiren de işte bu his. Neden söz ettiğimi biliyor musun?

Neo : Matrix

Morpheus : Peki ne olduğunu öğrenmek istiyor musun?  Matrix heryerdir. Etrafımızı çevreler. Şu anda bu odanın içinde bile pencereden baktığında ya da televizyonda onu görebilirsin. Çalışmaya gittiğinde onu hissedebilirsin. Kilisede bile. Vergilerini öderken… Gerçekleri görmeni engellemek için gözlerinin önüne çekilen bir dünya bu.

Neo : Ne gerçeği ?

Morpheus : Bir Köle olduğunun gerçeği Neo. Sen herkes gibi köle doğdun. Dokunamadığın tadamadığın ya da koklayamadığın bir hapishanedesin. Beyninin içi bir hapishane… Ne yazık ki matrixin ne olduğunu kimse söyleyemez. Bunu kendin görmek zorundasın. Bu senin son şansın. Bundan sonra artık geri dönüş olmayacak. Mavi hapı alırsan hikaye sona erer. Yatağında uyanırsın ve istediğin her neyse ona inanırsın. Kırmızı hapı alırsan harikalar diyarında kalırsın. Ben de tavşan deliğinin gittiği yerleri gösteririm. Unutma sana vaad ettiğim tek şey gerçek. Fazlası değil.

Kırmızı hap, Neo’yu kölelikten kurtaracak ilaçtır. Neo,  Kafasına ve sinir uçlarına bağlı kablolarla kendisine sunulan hayatı yaşamaktadır. Diğer tüm insanlar gibi.

Neo “hayatının yönlendirildiğini düşünmekten hoşlanmadığı için” kadere inanmadığını söyler.  Bu olgu kapitalist sistem içinde tüm ömrünü çalışarak geçiren insana bir göndermedir. İnsan kendi hayatı için bir şey yapmadan, kariyer ya da “daha iyisini almalıyım” düşüncesi ile sürekli çalışmaktadır. İnsan sistem içinde bir köledir.

Gerçek dünyada patronlar iş sözleşmesi ile insanları kablolar ya da iplerle bağlar. Bunu insan bizzat kendisi seçmiştir. Aslında insan kırmızı hapı seçip, patrona rest çekerek işten ayrılma hakkında sahiptir. Ama buna kaç kişi cesaret edebilir?

 

Karşıtlıklar

Filmde Morpheus net bir sınır belirler. “Ya onlardansın ya da bizden biri” Matrix’teki herkes sistemin adamıdır ve Matrix’e karşı savaşan Morpheus gibilerin düşmanıdır.

Neo, seçilmiş kişi olduğu için tem başına tüm Matrix’e karşıdır. Dolayısı ile o tek başına bir sistemdir.

Mekan Tasarımı

Film büyük ölçüde Avustralya’da çekilmiştir. Filme hakim olan yeşil renk, Matrix’i hissettirir. Matrix’in logosu ve bilgisayarda izlenen kodlar da yeşildir. Bunun nedeni ilk PC’lerde kullanılan yeşil yazı karakterlerdir.

Renkler filmler için büyük önem taşır. Ancak bunun anlamını andak kültürel kodları bilenler çözümleyebilirler. (Büker, 2010, s.21)

Mekanlar Matrix (Bildiğimiz dünya), gerçek dünya ve gerçek dünyada eğitim için oluşturulan Matrix benzeri dünyalardır.

Zion, Gerçek dünyada insanların yaşadığı yerdir.  İncil’de Kudüs’ün ismidir. Hıristiyanlar’ın son evidir. Ulaşılacak, dönülecek yerdir. Bu kavramın tasavvuftaki karşılığı da Kaf dağıdır

Nabukadnezar,  Morpheus’un gemisinin adıdır.  Hatırlayamadığı bir rüyayı arayan Babil kralının ismidir. Geminin üstündeki tabelada yazan ‘Mark II I No: 11’İncil’deki 3:11’inci ayeti simgeler. (Kötü ruhlar O’nu görünce önünde yere kapanıp, ‘Sen Tanrı’nın Oğlu’sun’ diye bağırıyorlardı.)

 

Karakterler

Neo: Neo kelimesi, filmde sürekli geçen ingilizce “one” (dilimize seçilmiş kişi olarak çevrilmiş) sözcüğünün amalgamıdır. Yani harfleri değiştirince one kelimesi ortaya çıkar. Neo aynı zamanda Yunancada “yeni” demektir. Nitekim Neo yeniden doğacak ve “one”, seçilmiş kişi olacaktır.

Cyper: Neo ve arkadaşlarına ihanet eden Cyper’ın ismi İncil’de şeytanın isimlerinden biri olan lusifer ile benzerlik taşır.

Trinity: Hıristiyanlıktaki kutsal terimlerdendir. Türkçe karşılığı teslis yani kutsal üçlemedir. Trinity, Morpheus ve Neo birlikte Baba, Oğul ve Kutsal Ruh kavramını oluşturur.

Morpheus: Vaftizci Yahya  kavramını temsil eder. Aynı zamanda Mesih’in karşısındaki baba figürüne de bürünür. Yarı Tanrı’dır. Aynı zamanda yol göstericidir.

Bunla birlikte Orfe (Orpheus), kimilerince gerçekten yaşamamış efsanevi bir isim veya mitolojik bir şair olarak görülmesine karşın, ezoterizmde, Antik Yunan’a bilgeliği Pisagor ve Platon’dan önce getirmiş, en büyük inisiyelerden biri olarak kabul edilir. İnsiye kelimesini mürit olarak çevirebiliriz.

 

 

Müzik

Matrix filminin müzikleri Don Davis tarafından bestelenmiştir. 1957 doğumlu bestekâr, korkudan komediye pek çok film için müzik yapmıştır.

Film müzikleri adlı albümde yayınlanmıştır. Albümdeki parçalar şunlardır:

“Rock Is Dead” by Marilyn Manson – 3:11

“Spybreak! (Short One)” by Propellerheads – 4:00

“Bad Blood” by Ministry – 5:00

“Clubbed to Death (Kurayamino Mix)” by “Rob D” – 7:26

“Prime Audio Soup” by Meat Beat Manifesto – 6:17

“Leave You Far Behind” by Lunatic Calm – 3:13

“Mindfields” by The Prodigy – 5:40

“Dragula (Hot Rod Herman Remix)” by Rob Zombie – 4:37

“My Own Summer (Shove It)” by Deftones – 3:34

“Ultrasonic Sound” by Hive – 4:54

“Look to Your Orb for the Warning” by Monster Magnet – 4:42

“Du hast” by Rammstein – 3:54

“Wake Up” by Rage Against the Machine – 6:04

 

Filmin Anlam Yönünden Çözümlenmesi

Sinemanın yapısı kodlarla tanımlanır. Gebniş bir kodlar yelpazesi filmin anlamını dışavurmak için bir araya gelir. (Monaco, 2013, s.172) Bu kodları çözerek filmde verilmek istenen anlama ulaşmak mümkün olabilir.

Film, Champbell’in Kahramanın Yolculuğu modeline de tamamen uyar.  Filmi Champbell modeli, sufizm ve anlam yönlerinden kısaca ele alarak inceleyelmeye çalışalım.

Filmin ilk sahnelerinde Trinity, ajanlar ve polisleri mücadele, kaçma-kovalamaca içinde görürüz. Trinity ve ajanlar içinde bulundukları evrenin sanal olduğunu bildikleri ve yok sayılabilecek noktalarına vakıf oldukları için hiçbir şeyin farkında olmayan polislere zıt olarak olağanüstü hareketler yapabilmektedirler. Daha hızlı ve güçlüdürler. Bu, filmin bütününe hakim olan Matrix’in alışılmadık özelliğinin bir işareti olarak seyirciye sunulurken aynı zamanda tasavvuf ehli için anlatılan olağanüstü hallerin de bir benzeridir.

Sahneler görkemli ve şoke edicidir. Nitekim Ayzenştayn, görüşler dünyasının sıradan izleyici için anlamlı olmayacağı ve yeni dünya düzenlemesine katılması için izleyicinin şoke edilmesi ve dürtülmesi gerektiğine inanır. (Büker, 1996, s.91)

Filmin başında Neo’nun her zamanki yaşamını görürüz. Gündüzleri bir firmada bilgisayar mühendisi, geceleri ise bir hacker’dır. Korsan programlarını sayfalarını oyduğu bir kitabın içinde saklar. Kitabın adı “Simulacra and Simulation” dır. Bu gerçeklik, semboller ve toplum arasındaki ilişkinin test edilmesine yönelik bir düşüncenin adıdır. Kitabı açtığında Nihilizm başlığını görürüz. Hiççilik olarak çevrilen ve hiç bir şeyin anlamı ve değeri olmadığını savunan felsefi bir görüştür. Neo bu bölümü oyarak dünyadaki her şeyin anlamsız görünmesine rağmen aslında bunun da “oyularak” derinine inilmesi ve anlamın orada bulunabileceği” mesajını verir.

Neo’nun odasının numarası 101’dir. Bu hem onun seçilmiş kişi olduğuna hem de sufizim ya da inisiye yolunda ilk aşamada olduğunu ifade eder.

Neo hayatından memnun değildir. Bir şeylerin ters gittiğini düşünmektedir. Neo aslında kendini sorgulamaktadır. Bulunduğu alemin farkında değildir. Bu sufizmde de ilk aşamadır. Neo aslında neler olup bittiğini, neden rahatsız olduğunu anlamak için uğraşmaktadır. Bu ise tasavvufun ikinci derecesi olan “kendini arama” yani “aşk”tır.

Neo işine geç geldiği için patronunun ofisine çağrılır. ‘’Özel olduğunuza inanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz’’ sözcükleriyle başlayan konuşması, patronunun ‘’bir seçim yapması gerektiği, bu şirkette çalışmak istiyorsa çalışma saatlerine uyması gerektiğini söylemesi ile devam eder. Bu sırada binanın ‘’camlarının silinmesi’’ Neo’nun dikkatini patronunun konuşmasından daha fazla çeker. Camların silinmesi aydınlanma yolunda yürüyeceğinin simgesidir. Camları silenler ise bizzat Wachowski kardeşlerdir. Camlar silinmekte, bakış açısı genişlemekte, gerçek bir seçim şansı doğmaktadır

Bir gün Neo’ya kurye ile bir telefon gönderilir. Telefondaki ses ona ofisinden çıkmasına yardım edeceğini söyler. Çünkü bir takım devlet görevlileri Neo’nun peşindedir. Neo macera çağrısı almıştır.

Neo bir noktaya kadar telefonun ucundaki sesi dinler. Konuşan rehberin onu nasıl kurtaracağını bilmemektedir. Ama ona teslim olmuştur. Bu sufizimde, yol gösteren kişiye intisab etmek, ona uymak ile benzerlik taşır.

Ancak camdan atlaması söylenince bunu reddeder. Neo, macerayı reddetmiştir.

Neo ajanlar tarafından yakalanır. Sorgulanırken ağzı bir anda yok olur. Neo artık kendisini ifade etme gücünden yoksundur ki bu gerçeği arayan biri için en korkunç şeydir.

Sorgu sahnesinde Neo’nun bulunduğu odanın bir çok ekranda görüntüsünü görürüz. Trinity, Neo’ya, Matrix tarafından izlendiğini söylemiştir. Bu ekranlar da ajanların Matrix ile doğrudan ilgili olduğunu ifade eder. Ajan odada “uzun zamandır gözümüz üzerinizdeydi” der, güneş gözlüklerinden Neo’nun görüntüsü yansır. Tüm bunlar aynı anlama hizmet etmektedir.

Neo dehşet içinde uyanır. Bunun bir rüya olduğunu düşünür. Az sonra Morpheus arar ve buluşmak istiyorsa Adams Caddesi Köprüsüne gelmesini söyler. Yağmur aydınlanmasının ve arınmasının simgelerindendir.

Morpheous ona yol gösterir. Bu nktada Mopheus’u yol gösteren bilge, ya da rehber olarak tanımlayabiliriz ki sufizmde yol katedeblmek için bir rehbere ihtiyaç vardır.

Bu aşama hem bilge ile buluşma hem de doğa üstü yardımdır. Bu yardımda dolaylı da olsa ajanların da katkısı bulunur.

Neo, Morpheus’u dinler. Sonra da  kırmızı hapı alır

Filmde sürekli Neo’ya önemli bir insan  olduğu ya da sıradan biri olduğu söylenip durur. Kendisinden program alan kişi onun İsa olduğunu söylerken, Neo’nun patronu onun sıradan biri olduğunu söyler.

Matrix’te sıkça kullanılan ayna kavramı, birçok felsefe akımındaki “ayna zihin” temeline oturur.

Bu arada Trinity’nin oda numarası olan 303 ile anlatılmak istenen ise onun 33. dereceden inisiye olduğudur Her türlü üçlü doğayı gösterir. Üçlü doğa ile anlatılmak istenen Kabalacıların Yaratıcı Teslisidir. 3 rakamı bilgelik ve kavrayışın simgesidir çünkü insan şimdiyi yaşar, geleceği ön görür ve geçmişin planlarından yararlanır. Kabalada her şeyin kökeni üçtür.

Neo kırmızı hapı aldıktan sonra bir koza içinde uyanır. Sürüklenir ve göğe kaldırılır. Bu hazreti Musa’nın bir sepet içinde Nil nehrine bırakılması, sürüklenmesi ve firavunun eşi tarafından sudan çıkarılması ile paralellik taşır.

Bununla birlikte, Neo’nun içinden çıktığı koza bir yumurta şeklindedir. Musevilerin kabala öğretisinde yer alan Orfeuscu Yumurta ile benzerlik taşır.

Orfeuscu Gizemlerin kadim sembolüdür. İnisiyasyon, sülük, bağlanma ya da intisab anında yumurtanın kabuğu kırılır ve insan felsefi yenilenmenin bekleme dönemi boyunca kaldığı durumdan çıkar.

Bu noktadan sonra eşik aşılmıştır. Artık Neo’yu  çeşitli sınavlar beklemektedir.

Morpheus’un gerçek dünyayı göstermesiyle kaos güçlerinin dünyayı ele geçirdiğini görürüz. Musevi kıyamet metinlerinde birçok afet ve mahşeri tasvir dünyanın sonunu haber verir. Gece güneş ve gündüz ay parlayacak, çeşmelerden kan akacak, yıldızlar yörüngelerinden çıkacak, ağaçlardan kan damlayacak, yerin derinliklerinden ateş fışkıracak, taşlar haykırmaya başlayacak, yıl kısalacak, insanlar birbirini boğazlayacak, kıtlık ve açlık başlayacak ve yargı günü gelip çatacaktır. Mevcut dünya tam da bu haldedir. Ancak insanlar görmemeyi, gündelik yaşamlarının güvenliği içerisinde kalmayı yeğlemektedirler. Simüle edilmiş ve manipülasyona uğratılmış bir hayat sunmaktadır.

Morpheus Neo’yu kahine götürür. Trinity de kahine gitmiştir ve kahin kendisine ‘’seçilmiş olana âşık olacağını’’ söylemiştir. Matrix’te Sokrat’a da doğrudan bir göndermeler yapılır. Neo’nun seçilmiş kişi olup olmadığını öğrenmek için gittiği kâhinin mutfak kapısında yazılı “kendini bil” ibaresi Sokrat öğretisinin özü, filmin de dayandığı temellerden birisi. Sokrat’a göre bilgide önemli olan evreni bilmek değil, kendimizi bilmek tanımak ve bu yolla erdemli olmaktır. Bu yazı Delfi Tapınağının girişinde yer almakta olduğuna göre kâhinin evinin de Delfi Tapınağı olabilr. Kahin, tasavvusta yol gösteren; mürşittir.

Filmde Sokratik Diyalektik’in de kullanıldığı söylenilebilir. Morpheus Neo’ya sürekli sorular sorarak onun zihnini serbest bırakmasını, algı kapılarının açılmasını sağlamaya çalışır:

– Kadere inanır mısın Neo?

– Gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü hiç Neo? Ya o rüyadan hiç uyanamazsan ne olur? O zaman gerçek ve düş dünyalarının arasındaki farkı nasıl anlarsın?

– Gerçek nedir? Gerçeği nasıl tanımlarsın?

– Seni yenmeyi başardım? Burada (bilgisayar programında) senden güçlü veya hızlı olmamın kaslarımla bir ilgisi olduğuna inanıyor musun? Şu an soluduğunun hava olduğunu mu zannediyorsun?

Kâhin Neo’nun şüphelerini görür, anlar. Kâhin ile görüşme Neo’nun inisiye, sufizm yolunda geçmesi gereken aşamalardandır. ‘’Seçilmiş’’ olmadığını öğrenmesi Neo’nun rahatlamasına yol açmıştır ancak kâhinin haklı olduğunu anlamakta gecikmeyiz. Thomas Anderson ölmedikçe yani sufizm yolunda ilerleyip olgunlaşmadan Neo ortaya çıkmayacaktır.

Kâhin’den dönüş yolunda ajanların tuzağına düşerler ve Morpheus Neo’nun kurtulması için kendini feda eder. Neo, kendine bile inanmazken Morpheus’un hiç düşünmeden kendini feda etmesi karşısında şaşkınlığa uğrar. Neo hiç olmadığı kadar kararlıdır. Güçlü inanç karşısında iradesi kırılır ve Morpheus’u kurtarmak için geri döner.

Ajan Smith Morpheus’u sorgularken ‘’Biliyor musun ilk Matrix’in kimsenin acı çekmediği ve mutlu olduğu mükemmel bir dünya için yapılmıştı?’’ der. Bu sözler ile kastedilen ilk Matrix’in Âdem ve Havva’nın yaşadığı cennet bahçesi –Aden- olduğu çok açıktır. Birinci Matrix bu dünyada değildir çünkü ikincisi mevcuttur. İkinci Matrix ise bozulmuştur ve her birey özellikle de Mesh tarafından onarıma ihtiyacı vardır.

Neo Morpheus’u kurtarıp Matrix’ten çıkarır. Baba ile barışılmıştır.

Ancak ajanle peşinedir. Neo seçilmiş kişi olduğuna inanmak istemektedir. Yine de artık alıştığı dünyasına dönmek için kaçarken Ajanalr tarafından vurulur ve öldürülür. Trinty, artık Neo’ya aşık olduğuna emindir. Kahin Trinity’ye o kişiye aşık olacağını söylemiştir. Onun bu inancı Neo’yu da –ölmüş olmasına rağmen- inandırır. Neo yeniden doğar. Artık hem Matrix’in hem de gerçek dünyanın efendisidir.

Ajan Smith’i yok eder. Matrix’i durdurur. Görev şimdilik tamamlanmıştır.

 

Sonuç

Ülkemizde de yayınlanan İtalyan Çizgiromanı Dylan Dog’daki komedyen Groucho marx’a öykünen hatta onun ismii kullanan ironik karakter Groucho şöyle der: Ya biz sadece Tanrı’nın rüyasıysak?”

Matrix, aradan geçen yıllara rağmen tazeliğini korumaktadır. Bunun sebebi,  dünya kurulduğu günden beri tartışılan “gerçek nedir” sorularını ele almasıdır. Bilimin ilerlemesi, bu bağlamda bizi cevaba yakınlaştıracağı yerde daha da uzaklaştırmış, başka soruların ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Sonuç itibari ile gerçeğe yakın olsak bile bunu anlamak pek mümkün görünmemektedir.

 

 

Kaynaklar

Büker, S. Film Dili Kuramsal ve Eleştirel Eğilimler, 1996 İstanbul: İletişim Sanatları

Büker, S. Sinemada Anlam Yaratma, 2010, İstanbul:Hayalperest

Metz, C. Sinemada Anlam Üstüne Denemeler, 2012, İstanbul: Hayalperest

Monaco, J. Bir Film Nasıl Okunur?, 2013, İstanbul: Oğlak

paylaşınShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
The following two tabs change content below.

Ahmet Ziya Sekendiz

Sinema TV Yüksek Lisans Mezunu olan ve doktoraya hazırlanmakta olan yazar, Uzun yıllardır bir şeyler yazıp çizmekte kısa filmler, belgeseller, tanıtımlar çekmektedir. Google'da görebileceğiniz üzere sayısız kitaba imza atan Sekendiz, Alt Kültür adlı Youtube kanalına sürekli videoalar üretmekte; Genius Kid Games ve TapnApps adlı Uygulama geliştirme firmalarına danışmanlık yapmaktadır.

Categories:   Film Analizi

Comments