Olmayan Ülke

Menu

Günümüzün Tolkien’i Brandon Sanderson’dan Sissoylu Üçlemesi

J. R. R. Tolkien ve eserleri edebiyat dünyasında ne ise Brandon Sanderson ve yarattığı “Cosmere” adındaki evren de benim açımdan o dur. Konu başlığımız olan Sissoylu Üçlemesine geçmeden önce yazardan ve bu evrenden de kısaca bir bahsetmek istiyorum. 1975 yılında Nebraska – Amerika’da doğan Sanderson, özellikle Sissoylu ve Fırtınaışığı Arşivi serileri ile nam salmıştır. İlk kitabı Elantris ile ismini duyuran yazar, bu kitapla en iyi epik fantastik roman ödülünü almaya hak kazanmıştır. Birgham Young Üniversitesinde yüksek lisans yapan yazar, yazarlığının yanında mezun olduğu üniversitede yılda birkaç kez yaratıcı yazarlık üzerine seminer vermektedir.

Peki, Cosmere nedir? Bahsi geçen Elantris, Sissoylu ve Fırtınaışığı gibi kitapların ortak paylaştığı evrenin adıdır. Bu açıdan Cosmere’i Stephen King’in Kara Kule’sine benzetebilmemiz mümkün. Doğrudan bağlantılı olmasa da ve kitapların ayrı hikayeleri bulunsa da küçük detaylar ve göndermeler aracılığı ile bu kitaplar birbirlerine bağlı, ayrı dünyalarda geçseler de aynı evreni paylaşmaktadırlar. Yazarın bu evreni yaratmaktaki amacı okuyucuyu tüm kitapları okumaya zorlamadan kendi tabiriyle epik bir evren yaratmaktı. Bu evrenin çıkış noktası ise Adonalsium adındaki varlıktır. Bu varlık on altı komplocu tarafından öldürülmüştür ve gücü on altıya bölünmüştür. Adonalsium’un olağanüstü gücü on altı cam kırığına çevrildikten sonra on altı komplocu evrende dağılarak kendi dünyalarını, kendi insanları ve farklı büyüleri ile yaratmıştır. Bu arada her cam kırığının farklı bir özelliği bulunmakla beraber bir de kullanıcısını felakete sürükleyen bir özelliğe de sahiptir.

İşte Sissoylu serisi de bu yaratılan dünyalardan birisinde geçmektedir. Üçleme olan serinin ilki Son İmparatorluk, ikincisi Kuşatma ve üçüncü Çağların Kahramanı’dır. Üçleme bitmiş olup dilimize de çevrilmiştir. Üçlemenin üç yüz yıl sonrasını konu alan bir serisi daha bulunmaktadır. Ülkemizde Sissoylu 4 – Kanun Alaşımı adı ile şimdilik sadece ilk kitabı çevrilmiştir ve “Wax and Wayne” serisi olarak anılan bu serinin dört kitabı yayınlanmıştır. Son kitabı 2019 yılında yayınlanacaktır. Bir başka yazımda da bu üçlemeye ayrıntılı bir şekilde değineceğim.

Asıl üçlemedki olaylar Scadrial adlı bir dünyada, son imparatorun hüküm sürdüğü bir dünyada geçiyor. Kitabın geçtiği olayların bin yıl öncesinde daha sonradan Lord Hükümdar adını alacak adam ilahi bir güç elde ederek tam olarak ne olduğu açıklanmayan ve “zifir” olarak adlandırılan kötü bir gücü alt etmiştir. Akabinde elde ettiği güçle dünyayı yeniden şekillendirmiş ve yarattığı bu dünya, barındırdığı canlılarla beraber Son İmparatorluk adını almıştır.

Lord Hükümdar’ın sarayı Kredik Shaw’ın da bulunduğu ve imparatorluğun başkenti olan şehrin adı Luthadel’dir. Lor Hükümdar’ın bizzat soyundan gelen soyluların çoğu bu şehirde ve refah içinde yaşarken köylü – işçi sınıfı halk olan Skaa’lar ise fakirlik ile boğuşmaktadır. Ayrıca Lord Hükümdar birazdan ayrıntılı bahsedeceğim Allomansi yeteneklerini soylulara bahşetmiştir ve Allomansiyi neden göstererek soylu ile skaa evliliğini katı bir şekilde yasaklamıştır. Lakin genetik olarak kuşaktan kuşağa aktarılan Allomansi de giderek zayıflamış ve her soyluda gözükmemeye başlamıştır. Allomansi yeteneklerinin hepsine sahip olanlara Sissoylu denirken bir tanesine sahip olana Siskan denmiştir ve ilk zamanlar Sissoylu sayısı siskanlardan çok daha fazlayken kitabın başladığı zaman diliminde durum tam tersidir. Skaa halkı dönem dönem Lord Hükümdar’a karşı isyan etmiş olsa da her seferinde ezici bir şekilde karşılığını alarak alaşağı edilmiştirler.

 

Allomansi’ye detaylıca bakacak olursak; buna bir çeşit büyü yeteneği diyebiliriz. On altı adet (dikkat ettiyseniz yine on altı üzerinden gidiyoruz) metal türünün hepsini yakabilenlere Sissoylu, bir tanesini yakabilenlere ise Siskan dendiğine biraz önce değindim. Nedir bu on altı metal dediğimiz şey? Aslında bildiğiniz demir, kalay, altın, bakır, kalay gibi alaşımlardır. Yakmak dediğimiz olay ise Sissoylu veya Siskan’ın bu metal türünden biraz yutarak rezervlerini doldurması ve o metalin bahşettiği gücü kullanmasıdır. Örneğin çelik içip yaktığınızda yakındaki metalleri itebilir (tabi yakanın ağırlığından fazla olmamak kaydı ile), lehim yakarak fiziksel gücünüzü arttırabilir, demir içerseniz metalleri çekebilirsiniz gibi. Sissoylular tüm metalleri yakabiliyorken Siskan’lar artık şanslarına hangi yetenek ile doğmuşlarsa onu yakabiliyorlardır. Ve tıpkı uyuşturucuda olduğu gibi fazla kullanımda bağımlılık etkisi yaratabilir. Sonuçta hangimiz sürekli daha güçlü kalmak istemeyiz ki?

Allomansi’nin yanında Ferusimya adında bir büyü türü daha vardır. Ferusimya, Allomansi’ye göre pek yaygın değildir ve üçlemede bahsi geçen Terris halkı tarafından kullanılmaktadır. Bu büyü türünde bir çeşit değiş – tokuş söz konusudur. Örneğin bir Ferusimya’cı fiziksel gücünü arttırmak istiyorsa bir müddet zayıflatılmış olarak gezmelidir. Daha da açarsak; kişi bir hafta güçten düşmüş bir şekilde bir deri bir kemik gezerse daha sonra istediği bir zamanda kullanmak üzere güç depolayabilir. Depolanan güç ne kadar zayıf kalındığına bağlıdır. Akabinde kişi dediğim gibi depolarına erişerek nasıl zayıf gezdiyse normal halinden kat ve kat güçlü özelliklere kavuşabilir. Bir başka örnek verecek olursam; kişi ne kadar hasta yatarsa ileride yaralarını o kadar iyileştirebilir. Dediğim gibi Ferusimya’da bir ver – al söz konusudur.

Serinin geçtiği evrenden, kendi dünyasını geçmişinden, şimdiki halinden ve büyülerinden bahsettim. Peki, olay döngüsü nedir? Bize ön planda neyi anlatıyor? Orijinal dilinde 2006 yılında, dilimize ise 2014 yılında çevrilen ilk kitap, Son İmparatorluk’ta olayların fitili Kelsier adındaki yarı skaa’nın bir Sissoylu olduğunu keşfetmesi ve Lord Hükümdar’ın en acımasız esir kampı olan Hathsin Çukuru’ndan kaçması ile ateşleniyor. Luthadel’e dönen Kelsier, eski hırsızlık çetesini yeniden bir araya getirir çünkü kafasında yeni bir görev vardır: Lord Hükümdar’ı tahttan indirmek. Üstelik bunu eski isyanlardaki gibi sadece kaba güç ile değil, Hükümdar’ın otoritesini sarsarak ve ekonomisine saldırarak yapmayı planlamaktadır.

Tanıştırıldığımız bir diğer ana karakterin adı ise Vin’dir. Kitabın başında küçük bir hırsızlık çetesinin Siskan’ı olarak görev yapan sessiz – sedasız, çelimsiz ve varlığı ile yokluğu fark edilmeyen birisi olarak tanıtılsa da sayfalar ilerledikçe Kelsier’in de rehberliği ile kendisinin sadece bir Siskan değil, bir Sissoylu olduğunu fark eder ve Kelsier’in çetesine katılır. Kelsier ile bir yandan diğer Allomansi güçleri üzerine çalışırken bir yandan da çete için gözcülük, casusluk ve soyluları gözetleme gibi görevlerde bulunur. Çetenin beyni Kelsier ise kalbi de Vin’dir. Bu ikili dışında ekipte Allomansi yeteneği olmayan ve organizatörlük görevi üstlenen, finansal durumu gözleyen Üstat Dockson, bir Terris’li, yani Ferusimya yeteneği olan Sazed, insanları teskin edebilen Breeze, fiziksel yeteneklerini arttırabilen iri yarı Hammond, Sissoylu ve Siskan’ların tespitini zorlaştırabilen Clubs ve Clubs’un yeğeni Yorlatek (Kelsier söylenmesi zor diye ona Dikiz takma adını takmıştır ama son kitapta çevirmen orijinali olan Spook’u kullanmayı tercih etmiştir) gibi isimler vardır. Hiçbiri Lord Hükümdar’ı tahtından etme planına inanmamaktadır ama inandıkları bir şey varsa o da Hathsin Firari’si Kelsierdir.

Despot bir adamın yönettiği orta çağ benzeri büyüyle ve farklı kendi orijinal ırkları ile (standart elf – ork vb. yerine Kandra, Koloss gibi) bir avuç farklı kişiliğin kafa kaldırışı inanılmaz bir akıcılık ile anlatılıyor seride. Kitaplar bir hayli kalın (üç kitabın toplamı 1.770 sayfa) ve yazıları normal bir kitaptan daha küçük. Buna karşın emin olun bir kez okumaya başladınız mı ne zaman sonuna geldiğinizi anlamıyorsunuz bile. Yani en önemli şey olan hikaye anlatımı / akıcılık mükemmel. Kitap dışında serinin oyun uyarlaması da söz konusuydu lakin 24 Temmuz 2017 tarihinde yapılan bir açıklamaya göre proje iptal edilmiş. Film haklarına ise DMG Entertainment sahip ve ne zaman çıkacağı belli olmasa da ilk kitabın filmin çekilmesi söz konusu. Benim tavsiyem ise oyunuymuş, filmiymiş boş verin ve fantastik edebiyata ilgi duyup da bu seriyi hala okumadıysanız okuyun. Emin olun hala okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz demektir. Bir başka kitap yazısında görüşmek üzere.

paylaşınShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
The following two tabs change content below.
Anime izlemek uyumak gibi bir gereksinim halini almıştır. Doksanlı yıllarda önce alaman kanallarında Sailor Moon, Dragonball, Tsubasa ile başlayan anime serüveni hala devam etmektedir.

Categories:   Sinema Yazıları, Yeniler

Comments