Olmayan Ülke

Menu

3 Farklı Film 3 Farklı Avrupa Şehri: Before Serisi İncelemesi

BEFORE FİLM 3LEMESİ ile ilgili görsel sonucu

Richard Linklater’ın 9 sene arayla çektiği bu güzel 3 filmin her birinde farklı duygu karmaşasına girebilirsiniz. Linklater’ın filmleri gayet güzel kurgulanmış diyaloglar içerdiği için kendinizi yakın bir arkadaşınızla konuşuyor gibi hissedebilirsiniz. Birazdan bahsedeceğim bu üç filmde aşkın 3 farklı hali işlenmiş diyebiliriz. Filmlerin çekiminin arasındaki uzun aralıklarda karakterlerin yıllar içinde bariz değişimler olması, yıllar içindeki olgunlaşmaları sinemaya gayet başarılı bir şekilde yansıtılıp, yönetmenin kafasındaki hikayeye uyan en uyumlu 2 mükemmel oyuncu Julie Delpy(Celine) ve Ethan Hawke(Jesse) bulunmuş. Julie Delpy ve Ethan Hawke’ın karakterlerine kendilerinden bir sürü şey katmışlar. Ayrıca filmler arasındaki 9 sene aralarda kendi yaşamlarından karakterlerine aktarımlar yapmaları Jesse ve Celine karakterinin gerçekçiliğe yaklaşmasına olanak sağlamıştır. Film hakkında az bilinen önemli ayrıntılardan biri de yönetmen Richard Linklater yaşadığı gerçek bir olaydan sonra bu filmleri çekmeye karar vermiş. Linklater’ın hikayesi 1989 yılında başlıyor. Kız kardeşinin yeni çocuğu olmuş ve Linklater kız kardeşini Philadelphia’ya ziyarete gitmiş. Oyuncakçıya uğrayıp, orada Amy Lehrhaupt isimli bir kadınla tanışıyor. Aynı ilk filmimizdeki gibi bütün geceyi beraber geçirip, bütün gece sokaklarda geziniyorlar. Tek fark birbirlerine telefon numaralarını veriyorlar. Bir süre telefonlaşıp iletişim halinde kalıyorlar daha sonra Linklater, Amy’e ulaşamıyor. Amy’i kaybettikten sonra Before Sunrise’ın hikayesini kafasında toparlayıp, filmin çekimlerine başlıyor ve filmi çekme amaçlarından biri de Amy’nin filmi görüp, galasına gelip orada tekrar buluşabilmeleri. Before Sunrise’ın çekimleri bitiyor fakat Linklater’ın beklediği gibi Amy filmin galasına gelmiyor. 9 sene sonra Before Sunset filminden sonra da Amy’den haber alınmıyor. Before Midnight filminin çekimlerine başlamadan önce Amy’nin arkadaşı, Linklater’ın bu arayışından haberdar oluyor ve Aslında Amy’nin 1994 yılında motosiklet kazasında öldüğünü söylüyor. Bu dramatik hikayenin filmler üzerindeki etkisini filmlerin içeriklerinden bahsederken tekrardan dile getireceğim.

BEFORE SUNRISE(1995)

131204_before_sunriseİlk filmiyle başlayalım. İlk filmimiz belki de sevginin en mükemmel halinin yansıtıldığı ve birbiriyle uyumlu iki insanın hayatlarında geçireceği en romantik gecenin anlatıldığı, serinin en romantik filmi. Tabii Her şey bu kadar güzel olunca aynı zamanda serinin en ütopik filmi diyebiliriz çünkü birbirlerine bu kadar uyumlu iki insanın karşılaşmaları ve hayatlarındaki her şeyi bir kenara bırakıp birlikte geçirdikleri müthiş zaman gerçek hayatta olamayacak kadar güzel olduğu için serinin en güzel ama gerçekliğe en uzak filmi diyebiliriz. Romantizm gerçek olamayacak kadar güzel ve bu dünyaya ait olmayan ruhsal bir şey olduğu için gerçek saf romantizmde gerçeklik bekleyemeyiz. Sinemada zaten bunun için değil midir? Gerçek olamayacak kadar güzel olan şeyleri bizlere görsel olarak yansıtarak, bizi gerçek dünyanın monotonluğundan uzaklaştırıp, bizi farklı bir boyuta taşımasıdır sinema. Serinin ilk filmi Celine ve Jesse’nin Viyana sokaklarında beraber geçirdikleri hayatlarının en güzel gecesini anlatmaktadır. Filmdeki kamera hareketlerinin doğallığı sayesinde Celine ve Jesse ile beraber izleyiciyi de Viyana sokaklarında hissettiriyor. 90’lı yılların gençleri olarak hayat görüşlerini ve karşı çıktıkları birçok görüşü bizlere aktarmışlar. Film tamamen konuşma tadında geçiyor.

 

BEFORE SUNSET(2004)

surpresas_julie_delpy_in_before_sunset_wallpaper_6_1280

Gelelim serimizin ikinci filmine. Aradan 9 yıl geçmiş, Jesse(Ethan Hawke) yazar olmuş ve yaptığı Avrupa turnesinin son durağında Paris’e gelmiş ve konuşma yaptığı bir kitapçıda Celine(Julie Delpy)’e rastlamıştır. Bu sefer Viyana değil de Paris’de güzel bir gün geçirip aynı ilk filmimizdeki gibi güzel konuşmalar eşliğinde sokaklarda dolaşmışlardır. İkinci filmde karakterlerin yıllar içerisindeki değişimlerini görebiliyoruz. Jesse ve Celine meslekleri ve sorumlulukları olan insanlara dönüşmüşlerdir. Before Sunrise filmindeki her istediğini yapabilen ve özgür olan gençlerden, artık belli sorumlulukları olan ve aslında ikisi de içten içe çürüyen iki olgun insana dönüşmüşlerdir. 9 yıl içinde ikisininde hayatında çeşitli yıpranmalar olmuş ve bu uzun süre içerisinde iki karakterinde yaşadıkları farklı durumları görebiliyor ve Before Sunrise filmiyle karakterlerin düşünce farklılıklarını kıyaslayabiliyoruz. Filmlerden bahsetmeden önce bu güzel üçlemenin ilham kaynağı olan Amy’den bahsetmiştim. Bu film şu şartlarda çekiliyor, Ethan Hawke ve Richard Linklater ikiside eşlerinden boşanmış ve aynı evde yaşamaya başlamışlardır. İki kötü evlilik geçiren adamın Jesse karakterine bu filmde çok büyük katkılar sağladığını görebiliyoruz. Linklater’ın açısından filme bakacak olursak Amy ile geçirdikleri güzel geceyi hatırlayıp, hala Amy’nin dışarıda bir yerlerde olduğunu düşünerek ona ulaşmaya çalışmıştır. Diğer yandan filmi izlerken diyaloglara dikkat edin Jesse’nin Celine’i unutamaması, Linklater’ın Amy hakkındaki düşüncelerinin Jesse karakterine bir yansıması olmuş gibi. Tabii Before Sunrise filminde de bahsettiğim gibi gerçek hayat çok daha dramatik. Saf sevgiyi filmlerde bulabiliriz ama gerçek hayatta buna ulaşmak çok zor. Linklater’ın hikayesinde görüldüğü gibi Amy ölüyor ama Linklater bundan habersiz Before Sunset filmini çekiyor.

 

 

BEFORE MIDNIGHT (2013)

beforemidnight

Şimdi de bu güzel üçlemenin son ve en gerçekçi filminden bahsedelim. Bu sefer Celine(Julie Delpy) ve Jesse(Ethan Hawke)’nin macerası Yunanistan’da geçiyor. 3 farklı film 3 farklı Avrupa şehri… Bu sefer Yunanistan’a gidiyorlar fakat yalnız değiller. Before Sunset ardından 9 sene arada karakterlerimiz bıraktığımızdan biraz farklı artık ikiz çocukları da var. Before Sunrise filminden Before Sunset filmine geçerken bizim kaçırdığımız bir şey yoktu. Karakterler bıraktığımız gibiydi fakat Before Midnight filminde işler biraz farklı ilerliyor bu sefer 9 yıl sonra karakterlerimizle karşılaştığımızda onların hayatlarının geçen 9 yılın nasıl geçtiğini de görüyoruz. Yunanistan’da yaptıkları bu tatilde sadece Jesse, Celine ve ikiz kızlarını içermiyor, beraber tatil yaptıkları diğer insanlarla birlikte aile ortamı tadındaki konuşmaları bu filme farklı bir renk katmış. Bu sefer karakterlerin 9 sene içinde yaşamları birlikte olduğu için artık ortak sorunlarını ve değişimlerini görebiliyoruz. Özellikle Celine’i çok farklı şekilde görüyoruz. Hayatındaki sorumluluklar fazla gelmeye başlamış ve Jesse ile ikili ilişkilerinde onu saldırgan biri haline getirmiş. Aslında Celine karakterinin bu şekilde şekillenmesinin belki sebebi diğer 2 filmden farklı olarak bu filmde artık Linklater, Amy’nin öldüğünü biliyor. Her iki filmde de Amy’nin yaşadığını ama ona bir şekilde ulaşamadığını düşünüyordu fakat bu son filmde artık Amy’nin öldüğünü biliyor. Duygusal olarak bunu filme yansıtırken hayat tecrübeleriyle birlikte eğer bir şekilde Amy’e ulaşsa da sonunda onlarında bu şekilde küçük konulardan büyük tartışmalara başlayacaklarını ve aralarındaki sevginin yıpranacağını düşünüp böyle bir film çekmiş olabilir. Bu güzel üçlemenin son filminin çarpıcı gerçekçiliğiyle de karşı karşıya geldikten sonra iki insanın arasındaki yıllar süren ikili ilişkinin sinemaya mükemmel bir şekilde yansıtıldığını görüyoruz. İzleyeceğiniz filmlerin üçünde de farklı tatlar bulacağınız, birbirinden güzel üç filmle sizi baş başa bırakıyorum. İyi seyirler.

BEFORE FİLM 3LEMESİ ile ilgili görsel sonucu

 

paylaşınShare on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn
The following two tabs change content below.

Batuhan İzmirli

İngiliz dili ve edebiyatı öğrencisi, hayatının her anında müzik ve sinemayla iç içe olan, sinema çevirileri yapan, Richard Linklater hastası sinema yazarı.

Categories:   Film Analizi, Yeniler

Comments

  • Posted: 15 Mart 2017 22:16

    Furkan

    Tam anlamıyla harikulade bir yazı olmuş. Spoiler(sürprizbozan) vermeden ana konuya mükemmel bir şekilde değinmişsin üstelik birinci filmin ütopik havasını çekinmeden dile getirmeni takdir ettim. Linklater'ın gerçek bir olaydan hatta kendi yaşadığı olaydan etkilenmesi üzerine yaptığını öğrenmek ise üçlemeye olan sevgimi daha da arttırdı. Emeğine sağlık. Teşekkürler.